Merhaba Canlarım, Ben Aynur!
Şişli’nin göbeğinde, neon ışıkların altında geçen yıllarımı anlatmaya geliyorum bugün. Adım Aynur, 45 yaşındayım ve Şişli travestisi olmaktan gurur duyuyorum. Ama bu gurura ulaşmak, inanın kolay olmadı. Bugün sizlerle kaybettiğim o yılları, hatta kendimi bulma serüvenimin en zorlu dönemlerini paylaşacağım.
Biliyorsunuz, hayat bazen sizi öyle bir yerlere fırlatır ki, GPS bile “yol bulunamadı” der! İşte benim hikayem de böyle başladı. 25 yaşımdan 35 yaşıma kadar olan on yıl, adeta bir labirentte kaybolmuş gibiydi. O yılları “kaybettiğim yıllar” olarak adlandırıyorum çünkü gerçekten de kendimi kaybetmiştim.
Kaybolmaya Başladığım O Dönem
Şişli’de doğup büyüdüm. Apartman dairesinin penceresinden Mecidiyeköy’ün hareketli caddesini izler, “acaba ben buraya ait miyim?” diye sorardım kendime. 20’li yaşlarımda bu soru daha da büyüdü. Aile baskısı, toplumsal önyargılar ve en önemlisi kendi içimdeki savaş… Hepsi bir araya gelince, kendimi kabul etmek yerine saklanmayı tercih ettim.
O dönemlerde Şişli travestisi olmak kolay değildi doğrusu. Şimdi olduğu gibi sosyal medya yoktu, internet bile dial-up’tı, hatırlarsınız “tıt tıt tıt” seslerini! Bilgi edinmek, benzer deneyimleri olan insanlara ulaşmak çok zordu. Kendi halimde, kendi köşemde yaşamaya çalışıyordum.
İlk büyük hatam, kendimi saklamaya çalışmak oldu. Gündüzleri erkek kıyafetleri giyip işe gidiyor, geceleri ise oturup ağlıyordum. Sanki iki farklı insan yaşıyordu aynı bedende. Bu durum beni hem fiziksel hem de ruhsal olarak bitiriyordu.
Alkol ve Kaçış
Kaybettiğim yılların en büyük karakteri alkol oldu. Her akşam eve geldiğimde, ilk iş bir kadeh rakı açmak olmuştu. “Bir kadeh de olur” diyordum, sonra o bir kadeh iki olur, iki üç olur derken, sabaha kadar içiyor buluyordum kendimi.
Alkol o dönemde benim en iyi arkadaşımdı. Ona derdimi anlatıyor, o da beni dinliyordu sessizce. Tabii bu “arkadaş” aslında düşmanmış, öğrenmem uzun sürdü. Her sabah aynaya baktığımda, gözlerimin altındaki morluklarda kendimi görmek yerine, yabancı birini görüyordum.
Şişli’nin meşhur barlarında takılmaya başlamıştım. Oralarda kendimi daha rahat hissediyordum ama yine de gerçek benliğimi ortaya çıkaramıyordum. Yarı erkek yarı kadın bir halde, ne tam erkek ne tam kadın… İkisinin arasında salınıp duruyordum.
Bir gece, Nişantaşı’ndaki bir barda, aynada kendimi gördüm. O an anladım ki bu böyle gitmeyecekti. Aynada gördüğüm kişi ben değildim. Tanıdık ama yabancı, sevgili ama nefret ettiğim biriydi. O gece eve dönerken, Şişli sokaklarında ağlaya ağlaya yürüdüm. Sabaha kadar uyumadım, sadece düşündüm.
Yanlış İlişkiler Sarmalı
Bu dönemde girdiğim ilişkiler de tam bir felaketti. Kendimi kabul etmediğim için, karşımdaki kişinin de beni kabul etmesini bekleyemezdim, değil mi? Sürekli yanlış insanlarla birlikte oldum. Bazen beni “erkek” olarak gören kadınlarla, bazen de durumumu anlayamayan erkeklerle…
En acı verici ilişkim Mehmet’le yaşadığım oldu. Altı ay sürdü bu ilişki ve altı ay boyunca ona gerçek kimliğimi söyleyemedim. Geceleri yanında yatarken, “keşke ona gerçeği söyleyebilsem” diye düşünüyordum. Ama korkudan hiç söyleyemedim.
Sonunda gerçeği öğrendiğinde, tepkisi hiç beklemediğim gibi çıktı. Bağırıp çağırmak yerine, sadece “neden söylemedin?” dedi. O gün anladım ki bazen en büyük acı, kendi yarattığımız korkulardan gelir.
Bu yanlış ilişkiler beni daha da içime kapanık hale getirdi. Şişli travestisi olarak yaşamak istediğimi biliyordum ama nasıl başlayacağımı bilmiyordum. Sanki bir tiyatro sahnesinde, rolünü bilmeyen oyuncu gibiydim.
Depresyon Dönemi
30’lu yaşlarımın başında, tam anlamıyla depresyona girdim. Sabahları yataktan çıkmak bile işkence olmuştu. İşe gitmek, insanlarla konuşmak, hatta yemek yemek bile… Her şey çok zordu.
O dönemlerde Şişli’deki evimden çıkmayı bıraktım. Haftalarca evden adım atmadığım olmuştu. Yemek siparişleri veriyor, kapıya bırakılmasını istiyordum. İnsanlarla göz göze gelmekten korkuyordum.
Bir ara intihar düşüncelerim de olmuştu. “Bu dünyada yerim yok, kimse beni anlamıyor” diye düşünüyordum. Neyse ki o dönemlerde bir psikologla tanıştım. Doktor Elif, benim hayat kurtarıcım oldu diyebilirim.
İlk seansta ona “Ben Şişli travestisi olmak istiyorum ama nasıl başlayacağımı bilmiyorum” demiştim. O da “Önce kendini kabul etmeli, sonra başkalarının da seni kabul etmesini bekleyebilirsin” demişti. Bu basit cümle, hayatımın dönüm noktası oldu.
Kendimi Bulma Süreci
Terapiyle birlikte yavaş yavaş kendimi tanımaya başladım. Aynur kimdi, ne istiyordu, nelerden mutlu oluyordu… Bu soruların cevaplarını ararken, kendi içimdeki o güçlü kadını keşfettim.
İlk defa aynaya baktığımda “Merhaba güzelim” diye seslendiğim günü hiç unutmuyorum. O gün evde tek başımaydım, hafif makyaj yapmış, evdeki eski bir elbiseyi giymiştim. Aynaya baktığımda, karşımda tanıdığım ama uzun zamandır görmediğim biri vardı: Ben!
Bu süreçte Şişli’deki diğer travestilerle tanışmaya başladım. Onların deneyimlerini dinlemek, benzer zorlukları yaşadığımızı görmek bana çok iyi geldi. Yalnız olmadığımı anladım. Hepimizin benzer mücadeleler verdiğini, benzer acılar çektiğini görmek, beni rahatlattı.
Zeynep abla, o dönemlerde bana çok yardım etti. 50’li yaşlarında, çok deneyimli bir Şişli travestisi idi. “Canım, bu süreç böyle işte” derdi. “Herkes kendi hızında ilerler, acele etme.” Onun bu sabırlı yaklaşımı, beni çok etkiledi.
Dönüşüm Süreci
35 yaşında, nihayet kendimi kabul etmeye başladıktan sonra, fiziksel dönüşüm sürecim başladı. Bu kolay bir süreç değildi tabii. Hem maddi hem manevi olarak zorlayıcıydı.
İlk hormon tedavilerime başladığımda, vücudumda olan değişiklikleri görmek çok heyecan vericiydi. Her gün aynaya bakıyor, “Bu gerçek mi?” diye soruyordum kendime. Göğüslerimin büyümeye başlaması, cildimin yumuşaması, saçlarımın uzaması… Her değişiklik beni daha da mutlu ediyordu.
Tabii bu süreçte ailemi kaybettim. Anne ve babam durumu öğrendiğinde, beni reddetmeyi tercih ettiler. Bu, hayatımın en acı veren deneyimlerinden biriydi. Yıllarca bu acıyı taşıdım içimde.
Ama Şişli’deki dostlarım, gerçek ailem oldular. Birbirimize sahip çıktık, birbirimizin acılarını paylaştık. Bu dayanışma, beni ayakta tutan en büyük güç oldu.
Yeni Hayatımın Başlangıcı
40 yaşına geldiğimde, artık tamamen Aynur olmuştum. Şişli travestisi kimliğimi kabul etmiş, bu kimlikle yaşamayı öğrenmiştim. İş bulma konusunda zorluklar yaşadım tabii. Birçok yerden kapı önünde çevrildim. Ama sonunda güzellik salonunda iş buldum.
Müşterilerle konuşmak, onların saçlarını yapamak, güzelleştirmek… Bu beni çok mutlu ediyordu. İlk defa işimi severek yapıyordum. Müşteriler de beni çok sevdi. “Aynur hanım, siz çok iyi anlıyorsunuz bizi” derlerdi.
Bu dönemde aşkı da buldum. Murat, beni olduğum gibi kabul eden ilk erkekti. İlk gördüğümde “Bu da geçer” diye düşünmüştüm ama öyle olmadı. Gerçek aşkı yaşamak, kendimi tamamen kabul etmemle mümkün olmuştu.
Murat’la tanıştığımız yer de çok komikti. Şişli’deki bir markette alışveriş yapıyordum, elma seçiyordum. O da yanımdaki reyonda portakal alıyordu. Ellerim çantamda anahtar ararken, çantam yere düştü. Murat koşup topladı eşyalarımı. “Buyurun hanımefendi” dedi. O “hanımefendi” kelimesi kulaklarımda çınladı saatlerce.
Bugünkü Halim
Şimdi 45 yaşındayım ve hayatımdan memnunum. O kaybettiğim on yıl, aslında beni bugünkü haline getiren tecrübelerdi. Acı çeksem de, pişman değilim. Çünkü o zorluklar bana güçlü olmayı öğretti.
Şişli travestisi olarak yaşamak artık çok daha kolay. Hem toplumsal kabul arttı, hem de biz daha görünür olduk. Sosyal medya sayesinde birbimizi bulabiliyoruz, deneyimlerimizi paylaşabiliyoruz.
Güzellik salonundaki işimi büyüterek, küçük bir kuaför açtım. “Aynur Güzellik Salonu” tabelası asıldığında, gözlerimden yaşlar süzüldü. Hayalim gerçek olmuştu.
Müşterilerim arasında çok farklı insanlar var. Genç kızlar, orta yaşlı kadınlar, hatta diğer travestiler de geliyor. Herkesi aynı şefkatle karşılıyorum. Çünkü herkesin kendi hikayesi var, herkes kendi mücadelesini veriyor.
Tavsiyelirm
Şimdi benim gibi mücadele veren gençlere ne söyleyebilirim? Öncelikle, aceleci olmayın. Bu süreç kolay değil, sabır gerekiyor. Kendinizi kabul edin, başkalarının da sizi kabul etmesini bekleyin.
İkinci olarak, yalnız olmadığınızı bilin. Sizin gibi düşünen, sizin gibi hisseden çok insan var. Onları bulun, onlarla paylaşın. Bu yolda yalnız yürümek çok zor.
Üçüncü olarak, mesleki hayatınızı ihmal etmeyin. Eğitim alın, kendini geliştirin. Şişli travestisi olmak, yeteneksiz olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu mücadeleyi veren insanlar çok güçlü oluyor.
Son olarak, aşktan vazgeçmeyin. Gerçek aşk, sizi olduğunuz gibi kabul edecek kişiyle yaşanır. O kişi mutlaka çıkacak karşınıza, sabırlı olun.
Gelecek Planlarım
55 yaşına kadar çalışmayı planlıyorum. Sonra emekli olup, küçük bir ev alıp, bahçemde çiçeklerle uğraşacağım. Murat’la evlenmeyi de planlıyoruz. Legal olarak mümkün olmasa da, kendi aramızda bir tören yapacağız.
Belki bir gün kendi hikayemi kitap haline getiririm. “Şişli Travestisi Aynur’un Anıları” güzel bir başlık olur sanırım. İçinde güldürecek anılar, ağlatacak sahneler, ibret alınacak deneyimler olur.
Son Söz
Canlarım, hayat gerçekten çok tuhaf. Bazen sizi o kadar yerlere fırlatır ki, “ben nasıl buraya geldim?” diye şaşırırsınız. Benim de öyle oldu. O kaybettiğim yıllar, aslında kendimi bulduğum yıllardı.
Şişli’nin sokaklarında geçirdiğim her gün, her deneyim beni bugünkü haline getirdi. Acılarım da, sevinçlerim de… Hepsi hayatımın bir parçası.
Eğer siz de benzer bir mücadele veriyorsanız, pes etmeyin. Çünkü hayatın en güzel tarafı, yeniden başlayabilmek. Ben 35 yaşında yeniden başladım, siz de başlayabilirsiniz.
Unutmayın, her yeni gün yeni bir fırsat. Her sabah aynaya baktığınızda, kendinize “bugün ne yapmak istiyorum?” diye sorun. Cevabı ne olursa olsun, o yönde adım atın.
Bu hikayeyi paylaştığım için çok mutluyum. Belki bir gencin cesaretlenmesine, belki bir annenin anlayışlı olmasına, belki bir babanın kucak açmasına vesile olur.
Hepinizi seviyorum canlarım. Şişli’den selamlar!
