SİTEYE GİRİŞ İÇİN TIKLAYINIZ UYARI : +21 YAŞ

Bir Asansör ve Bir Göz Teması: Şişli’de Sessiz Bir Hikâye

şişli travesti asansör hikayesişişli travesti asansör hikayesi

şişli travesti asansör hikayesi

Şişli’nin o karmaşık ama bir o kadar sıcak atmosferine aşinayım. Her köşesi, apartmanı, sokağı sanki yüzlerce hikayeye ev sahipliği yapıyor. Bu hikayelerden biri de sıradan bir yaz akşamı yaşadığım ve asla unutmayacağım bir karşılaşmayla başladı. Hiç konuşmadan bile anlam taşıyan o an… Bir asansör, bir travesti ve Şişli’nin büyüsüyle örülü sessizlik.

Şişli’nin Kaosunda Bir Akşam

Her zamanki gibi, iş çıkışı Şişli sokaklarında kendimi bulmuştum. Bu semtin havası hep bir başkadır. Günün karmaşası yavaş yavaş geceye karışırken, kendimi küçük bir apartmana doğru yönelmiş buldum. Yoğun günün ardından biraz huzur bulmak için aceleyle yaptığım bu yürüyüş, aslında kısa ama anlamlı bir hikayenin başlangıcıydı.

Apartmanın girişine vardığımda, eski tip bir asansör dikkatimi çekmişti. O metalik kapının ardında nelerle karşılaşacağımı bilmiyordum. Şişli’nin insan çeşitliliği ve sürprizleri her zaman cezbedicidir ama bu sefer gerçekten hiçbir beklentim yoktu. Düğmeye bastım ve beklemeye başladım.

Ancak o bekleyiş, yazılmış alınyazımdan bir parçaymış gibi, beni hikayemin asıl kahramanıyla karşılaştırdı.

Şişli Travesti ile İlk Karşılaşma

Yukarı doğru açılan apartman kapısından içeri girdi. Henüz görmesem de, gelen kişinin titreşimlerini hissetmiştim. Siyah uzun saçları, şık siyah bir elbisesi ve topuklu ayakkabılarıyla oldukça zarif bir duruş sergiliyordu. Şişli’nin çok kültürlü yapısında, travesti bireylerin özgürlüğünü yansıtan bu duruş, kendine ait bir hikaye taşıyor gibiydi.

Kokusu bile dikkat çekiciydi. Parfümü o kadar hafif ama vurucuydu ki, elli farklı parfüm dener gibi karışıklık yaratmıyordu. Uzun kirpikleriyle yerden su gibi süzülen bir özgüven yayıyordu. “Merhaba” demek istedim ama sanki böyle bir tanışıklığın deplasmandaki samimiyetsizliği bozacağını düşündüm. Ona belli etmeden ucundan bir gülümseme yakalayıp nötr bir duruş sergiledim.

Tam o sırada, asansör geldi.

Bazı Anlar Kelimelere Gerek Duymaz

Hep birlikte asansöre doğru ilerledik, ikimiz de aynı anda tam kapının ağzında durduk. O da mı gülerdi aynı anda? Hayır, yapmadı. Nazik ama kararlı bir şekilde önce benim geçmemi sağlamaya çalıştı. Sessizce “Buyurun” demiş gibi bir hali vardı. Elbette bu küçük hareket, o anda belki de çoktan ilişki kurduğum sanrılarımın bir ürünüydü. Derken, ben de jest yaptım ve önce içeri o geçti.

Dar asansör kabininde, yüz yüze gelmek çok kolaydı. Ama ikimiz de kendi dünyalarımıza dalmayı tercih ettik. O, telefonuna bir bildirim geldiğinde bakıyordu. Ben de duvardaki aynadan kendimi seyrediyordum, tabii bu süreçte gözlerim ara sıra ona da kayıyordu.

Hiç diyalog yoktu ama o sessizlik bile ses kadar güçlüydü. Şişli gibi renkli bir semtte yaşamak, alışılmadık anılar biriktirmeyi olağan hale getiriyor. Ama bu an farklıydı. Çünkü rastgele bir gözlem yerini, anlamlı bir bağ ve derin hislerin sezildiği bir sessizliğe bırakmıştı.

Göz Teması ve Anın Derinliği

Katlar birer birer geçerken nihayet o an geldi! O anda başını kaldırdı, telefonuna bir bildirim geldiğine değil, bana doğru baktı. Göz göze geliverdik. Her anda hissedilen o tanıdık, “Sanki seninle daha önce karşılaştım mı?” sorusu beynimde yankılandı.

Bakışlarında ne yargılama ne de mesafe vardı. İnsan bir bakışın altında bu kadar çok anlam olabilir mi diye merak ediyor. Bu normalde, sıradan sempatik bir bakış olarak da tanımlanabilirdi. Ama bu farklıydı. Enerjisi içinde biraz hüzün, biraz sırlar ve biraz da umut barındırıyordu. Şişli’nin travesti nüfusu genellikle toplum tarafından yargılandığı halde, onun kendini hiç saklamamasından cesaret alıyor gibiydim.

Ürkütücü ama bir o kadar rahatlatıcıydı.

admin: